Fenerbahçe’nin Gündemdeki Sorunları
Fenerbahçe, kendi hedeflerine, kavgasına odaklanacak ve kervanını yürütecekti. Federasyon’la kavgaya gerek kalmayacaktı.
~~
Kazım ile Önder’in kadro dışı bırakılmaları çok yerinde bir karar. Ama asıl, olayları buraya getiren nedenlere inilmeli.
~~
Yönetimin yaklaşımı, Semih’i yücelten, kahramanlaştıran, kulübü de küçük düşüren bir durum. Ama Semih de hatasız değil.
~~
Bu takıma hava hakimiyeti olan, güçlü ve yıpratıcı bir santrfor ile orta sahaya da Murat Ceylan gibi bir futbolcu lazım.
~~
Milyon milyon dolarları alacaksın, işini yapmayacaksın. Adama sorarlar, seni magazin sayfaları için mi transfer ettiler.
~~
Kazan doğurabiliyorsa, ölmeli de
Colin Kazım ile Önder Turacı’nın kadro dışı bırakılmaları bence çok doğru, çok yerinde bir karar. Hatta Kazım konusunda geç bile kalındı. Ancak meseleye biraz da neden-sonuç ilişkisi açısından bakmak gerekir. Asıl olayları buraya getiren nedenlere inilmeli, onlarla yüzleşilmeli… Çünkü sen adamı ve sorunları yönetemezsen, o adamlar ve o sorunlar seni yönetmeye başlar ki; en vahim durum budur. İşte o hallerde bazı arkadaşlar kendilerini takımın ve formanın üzerinde görmeye başlarlar. Ceza ve ödül müessesesi yerinde, ayrım yapmaksızın, geciktirilmeden ve tereddüt edilmeden, tam zamanında işletilmeli… Kazanının doğurduğuna inanları, kazanının ölebildiğine de ikna edeceksin.
~~
Semih’in ekseni kayalı çok oldu
Semih Şentürk ile opsiyon konusunda yaşananlar konusunda ortada hukuki mesele var. Fenerbahçe o hukuki hakkını kullanmış. Buraya kadar tamam… Ancak Semih’in itirazı da aynı hukuk çerçevesinde bir itiraz. Fenerbahçe’nin Semih’e hiçbir şey söylemeden böyle bir şeye kalkışması bana çok yakışıksız geldi. Yani Semih’i yücelten, kahramanlaştıran, ama kulübü de küçük düşüren bir durum. Sübjektif yönden bakarsak, ‘Kendi köyünde peygamber olamamak’ sendromunu sonuna kadar yaşadığı bir gerçek. Objektif yönden bakarsak da, bence Semih bu haliyle asla bu takımın birinci santrforu olamaz. Kendisini ‘dolmuşa getirenlerin’ yörüngesine gireli, yani ekseni kayalı çok oldu. Vazo artık kırıldı, bir daha eskisi
gibi olmaz.
~~
Sevgisizlik değil saygısızlık
Şimdi; Fenerbahçe’de oynayacaksın. Milyon milyon dolarlar alacaksın. Bir o kadar da primden götüreceksin. Şöhretin tavanında gezineceksin. El üstünde tutulacaksın. Hal böyleyken de, koşmak, mücadele etmek, profesyonel yaşamak, antrenmanda çalışmak, yardımlaşmak falan da ‘fedakarlık’ olacak. E, ‘seni magazin sayfaları için mi transfer ettiler’ diye de sorarlar adama… Senin 10’da birin kadar bile para kazanmayan adamlar, senden 10 kat fazla koşup, mücadele edecek ve formasını ıslatacak. Carlos’un durumu istisna… O buraya ‘sol bek’ olarak transfer edilmedi. Bir vizyon transferiydi. İçi boşaltılıp gönderildi. Bence mesele sevgisizlik değil, saygısızlık.
~~
Kadro yeterli, ama sorun derin
Fenerbahçe’nin mevcut kadrosu, aslında yetenek olarak da, derinlik olarak da yeterli… Ancak zihin, hırs, güç ve kondisyon yetersizliği had safhada… Bu takıma hava hakimiyeti olan, güçlü ve yıpratıcı bir santrfor ile orta sahaya da Murat Ceylan gibi bir adam lazım. Eldeki adamlar ya oynamıyor, ya oynatılamıyor. Selçuk ve Deniz’in durumuna bakın. Rakiplere tek başına kabus yaşatan Ali Bilgin, burada bezgin ve asalak bir kontenjan senatörüne döndü. Vederson da 2 yıl boyunca ‘Turist Ömer’ havasındaydı. Mehmet Topuz’a bakın, nerede eskisi, nerede yenisi? Sanki ameliyatla hırsını aldırmış. Emre olmayınca orta saha düşüyor. Baroni de iyi futbolcu… Maliyetler yükselirken, takımın ve futbolun geriye gittiği de çok açık.
~~
Sanki bunlar ilk kez yaşandı
Fenerbahçe bir düzeni yıktı, ama o düzeni oluşturan düzenekleri imha edemedi. Bunun için yapması gereken şey basitti. Kadrosunu en üst düzeyde güçlendirip, zırhlı birlik gibi, çatır çatır oynayan bir takım oluşturmaktı. O zaman ne federasyon ile kavgaya gerek kalırdı. Ne de içine çekildiği mahalle kavgalarında ona buna cevap yetiştirme işgüzarlığına… Yani sadece kendi hedeflerine ve kavgasına odaklanacak ve kervanını yürütecekti. Sanki ilk kez başına geliyormuş ya da hiç hesaplanamaz şeylermiş gibi görüp, sesini yükseltmesi garip kaçıyor.
~~
Hasan Ali Atasoy























